M
Makale

Sahi Neydi Yaşamak?

Mehmet Halıcı

Mehmet Halıcı

20 Mayıs 2022, Cuma | 4 dk.

Robotumuz Aida sizin için okusun?

Çok fazla Hemingway okunmuş bir geceyi bitirmek üzereyim. Gün ağardı, ağaracak. Güneşe gebe gökyüzü.  Az kaldı doğuracak. Kafama sıkmak üzereyim ama bir yandan da yaşamak istiyorum. Yanı başımda duran nehir, sessiz ve günün doğuşu gibi net bir şekilde akıp gidiyor. Dibindeki ağaçlar “Ben yüzyıllardır buradayım.” diyerek bağırıyor insanoğluna. Bizi beğenmiyorsan git Kafka oku demek istiyorum ağaca, tüm insanlık adına. Fakat üşeniyorum ve son perdesi oynanan bir tiyatro oyunun en arkadaki seyircisi gibi sessizliğe bürünüyorum ve bana sunulan sahnedeki oyuncuları izlemeye bırakıyorum kendimi. Ağacı izliyorum. Kafasını çıkarmış güneşe göz kırpıyorum. Rüzgarın sesini Mozart’ın yedinci senfonisi gibi düşünerek duyumsuyorum.

Ya da çok yalnızım sadece. Bundan önce komşum bana yemek getirdiğinde anlamıştım ne kadar yalnız olduğumu. Aynı komşumun defalarca yemek getirmesiyle onun ne kadar yalnız olduğunu fark etmiştim. Sonra yalnızlıklarımızı üleşmiştik komşumla, defalarca…

Komşum taşınalı epey oldu. Artık sadece ben varım ve dünyada kalmış son insan tanesi gibi yaşamayı düşlüyorum. Yaşamı düşünüyorum. Aklıma bir şeyler geliyor. Önce Nazım fısıldıyor kulağıma. “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela.” diyor bana. Sonra Montaigne. “Bir komutanın, az sonra hücum edecek olduğu bir kalenin eteğinde dostlarıyla tümüyle serbest ve rahatça, kaygısızca sohbete dalması, Brütüsün herkesin kendisine ve Roma’nın özgürlüğüne karşı pusu kurduğu bir sırada gece dolaşmalarından birkaç saat çalarak tam bir sessizlik içinde Polybius’u okuyup notlar yazması ne güzel bir şey! Düşündükçe içim açılır.” diyor ve susuyor az yaşamış, çok görmüş Montaigne.

Ben ise salt yaşamın kendisini düşünüyor ve hesaplaşma vakti geldi diyorum içten içe. Sahi neydi yaşamak? Birilerine bağımlı olarak dünyaya geldiğin bir doğum anı ve herkesten bağımsız olarak dünyayı terk ettiğin bir ölüm anı arasında kalan zamanın adı. Başka bir deyişle “hayata bir kere geliyorsun.” aforizmasının gerçekleştiği zaman dilimi. Peki bu kadar basit olan bir mesele nasıl oluyor da bizi yalnızlığa sevk ediyor? Ya da neden nefes almak için kalabalığa zorluyor? Özü itibariyle hepimiz zamanımızı doldurmayı bekliyorsak ve kapatacaksak günün birinde gözlerimizi neden bazılarımız diğer bazılarımızdan daha mutlu? Aslında bu soruların cevabı yine biz insanoğlunun beyninde yatıyor. Yeknesaklığı reddeden, sürekli mutlulukta, sağlıkta, parada, aşkta daha fazlası için yarışan ve savaşan bizler yaşamın bu akıp giden nehir misali akmasına da engel olamıyoruz ve yaşamdaki tercihlerimizin bir sonucunu yaşıyoruz gibi geliyor bana. Aslında anlatmaya çalıştığım şu. Fikret Şeneş bir söz yazarı. Şimdi düşünün ki Fikret Şeneş’i 18 yıllık eşi Bedii Bey, aldatmasaydı ve ayrılmasalardı, Bedii Bey’den ayrıldıktan sonra iki çocuk annesi kadın Fikret Şeneş, otuz beşinde gittiği bir kulüpte Pilot Yüzbaşı Kemal’i görüp de aşık olmasaydı ve deli gibi sevişirlerken Kemal’in hovarda olduğunu öğrenen Fikret Şeneş bu duruma sinirlenip başka bir adamla evlenmeseydi ve sırf bu kör olasıca aşkının özlemine duyduğu derin hasretle gitmeseydi eli kalemine, biz nasıl duyacaktık “sensiz yıllarda” parçasını süper star Ajda Pekkan’ın sesinden. İşte yaşamın önlenemez çarşaflığı. Bir sarmal gibi yaşamlarımız birbirine bağlı ve bir diyalektik meselesi yaşanan her şey. Lenin haklı. ‘’Hayattaki her şey bir şekilde diğer her şeye bağlıdır.’’ Bazılarımız bu yüzden yalnız, çünkü üretim yalnızlığın tetikçisi. Bazılarımız bu yüzden mutlu ve kalabalık. Çünkü tüketim sofrası mutlu olabilmek için kalabalık olmalı. Ve çark dönebilmek için her parçasına muhtaç. Tıpkı yaşamın varlığını devam ettirebilmesi için içinde nefes alan her canlıya muhtaç olması gibi.

Bu yazı Daily bülteninin 20 Mayıs 2022 tarihli "🥇 Dünya Kadınlar Boks Şampiyonu, Anadolu Efes Finalde" gönderisinde yer almıştır.

Mehmet Halıcı

Deneme Yazarı / Kendimi Denemeler ve Kara Kedi

mail: mehmethalici36@gmail.com

Başa Dön