M
Makale

NETLİĞE ÇARE

Mehmet Halıcı

Mehmet Halıcı

13 Haziran 2022, Pazartesi | 4 dk.

İstisnasız her akşam açılır evimizde televizyon. İstinasız her akşam izlemek zorunda kalırız babamın izlediği kanalları. Çekirdek aile içinde yer alanlar bilir. Bu tarz ailelerin evlerinde kumanda-kumandan ilişkisi vardır. Kumanda kimdeyse akşamın alacakaranlık saatinin de nasıl ilerleyeceğine o yön verir.
Babam özellikle evinde net bir adam. Elinde kumanda olunca muhafazakar seçmeni etkilemeye çalışan merkez sağ parti lideri gibi davranır ve evimizde oluşması muhtemel bir beka sorununu önlemek için hemen karar verir. Ve siyaset programı açar. Biz de huzurlu ve gayet sessiz bir şekilde eşlik ederiz belli bir süre bu programa. Herhangi bir kanalda bir konu üzerine tartışan insanlar
babamla aynı düşüncede değilse okkalı bir şekilde kulakları çınlatılır. Aynı düşüncede olanlara ise gıpta edilir. Ben sevmem bu programları. Birincisi kimse net değil. İkincisi içinde olmadıktan sonra izlesem ne değişecek derim. Ayrıca diyelim ki içindeyim. Bu neyi değiştirecek? Bir kısır döngünün içindeyiz. Seçimlerde seçiyoruz işte bizi temsil etmesini istediklerimizi. Onlar da kimi zaman tivitler atıyorlar, kimi zaman da uyuyakalıyorlar yumuşak meclis koltuklarında. Bu sebeple ben bu minik aile kumpanyasına biraz eşlik ettikten sonra odama çekilirim. Orası daha rahat gelir bana. Orada daha çok düşünür daha çok huzur bulurum. Hem bir Arşimet yasası vardır. “Bazı insanlar diğer bazı insanlar onlara ulaşmasın diye duvar örerler.” Şimdi diyebilirsiniz ki söylemesi kolay. Arşimet zamanında kaç insan vardı? Gelsin bir de şimdi örsün o duvarı. Instagram’da örülen duvarlar Twitter’da çıkar karşına. Devir bağlantı devri. Bu yüzden herkesi dinlemeli. Netliğe son. Politik doğruculuk tavan yapmış durumda. Haklısınız. Bence de herkes kendi içinde net bu zamanda. Siyasette, sporda hatta sanatta net olmak ne mümkün ortamlarda. Oysa netlikle ilgili güzel hikayeler de vardır edebiyatımızda. Mesela bu toprakların yetiştirdiği önemli şairlerden Can Yücel birine faşist dediği için ve babanın faşist olarak nitelendirdiği şahıs da bu duruma alındığı için hakim karşısına çıkar. Hakim Can Baba’ya “Niye faşist dedin bu adama?” diye bir soru yöneltir. Can Yücel de durur mu yapıştırır cevabı:
“Bizim köyde göte göt denir hakim bey!”
Bu cümle karşısında hakim dumura uğramıştır muhtemelen. Can Baba’nın cezası ne olmuştur bilmiyorum ama hak da vermiştir içten içe hakim. Çünkü hayatta öyle anlar vardır ki bazen düz konuşmanız gerekir. Her şeyin bulanıklaştığı, belirsizleştiği, kötülerle iyilerin iç içe geçtiği, otçullarla etçillerin ayırt edilemediği bir ortamda dümdüz konuşarak belli edersiniz kendinizi ve renginizi. E ne
yapsın Can Yücel de yılların tecrübesi. Göt gibi gelmiştir adam ve göt olmuştur bir şair tarafından. Bunda bir mesele yok. Mesele şu herkes Can Yücel değil ki lafı gediğine koysun. Ayrıca mesele artık göt de değil. İngiltere’de birine kel demek cinsel saldırı kabul edildi mesela. Birine kel derken onun kişiliğine, saygınlığına yönelik saldırgan bir tutum içinde olduğunuz varsayılıyor artık. Haberi okuyunca
Can Yücel’in şu dönemde bir de İngiltere’de yaşama ihtimali olsaydı ne olurdu acaba diye düşündüm önce. İyi ki böyle bir ihtimal yok dedim. Sonra da İngiltere’deki saç reklamlarının ‘Kelliğinize son veriyoruz artık’ cümlesini düşündüm. İyi dedim süper. Artık İngiliz saç ekim uzmanlarını buraya çağırabiliriz. Hem belki böylelikle kelliğe çare bulandan netliğe çare de dilenebiliriz.

Mehmet Halıcı

Deneme Yazarı / Kendimi Denemeler ve Kara Kedi

mail: mehmethalici36@gmail.com

Başa Dön